Nihan Yarkent İnce
Türkiye’nin yelken sporuna en çok milli sporcu kazandıran kulübü EMR Windsurf & Yelken Kulübü’nün başarısının sırrı “aile” olabilmek… Çocuklarına yalnızca spor eğitimi değil, ikinci bir yuva sunan kulüp; disiplin, özgüven ve yaşam felsefesi aşılayarak bugüne dek Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonluklarına imza atan kulüpte hedefler her zaman bir adım ileriye atılıyor. EMR Windsurf & Yelken Kulübü Antrenörü Emirşah Polat en büyük hedefin, olimpiyatlara sporcu göndererek şampiyonlar yaratmak olduğunu açıkladı.
Kulübünüz milli takıma en çok sporcu kazandıran kulüp unvanına sahip. Bu başarının temelinde hangi faktörler yatıyor?

Öncelikle bugüne kadar milli takıma giren bütün sporcularımı kutluyorum. Hepsi çok büyük emeklerle, büyük uğraşlarla oraya ulaştı. Buradaki en temel değerimiz “aile” olabilmek. Eğer çocuk sizi sadece antrenör olarak değil; yeri geldiğinde anne, baba, arkadaş ya da ihtiyaç duyduğu başka bir figür olarak görebiliyorsa başarı geliyor. Ailenin desteğiyle kurulan bu ekosistem çocuğu güçlendiriyor. Sonrasında teknik bilgi, birikim ve antrenörün aktarabilme yeteneği devreye giriyor.
Sporcular farklı karakterlere sahip. Siz her birine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Sporcular farklı karakterlere sahip. Siz her birine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Benim çok net söylediğim bir şey var: Evde oturan çocuk sizin değil aslında; sizin şekillendirdiğiniz o farklı dünyası olan çocuktur. Her çocuk suya benzer, hangi kaba koyarsanız onun şeklini alır. Bizim görevimiz, o cevheri tanıyıp doğru yönlendirmek. Çocuğu dinlemek çok önemli. Eğer onu duyamazsanız, yeteneğini de göremezsiniz.
Kulüp birçok branşta Türkiye, Avrupa ve dünya dereceleri elde etti. Bu çeşitliliği nasıl yönetiyorsunuz?

Kulüp birçok branşta Türkiye, Avrupa ve dünya dereceleri elde etti. Bu çeşitliliği nasıl yönetiyorsunuz?
Biz her branş için ayrı antrenör görevlendiriyoruz. Yani bir kişi beş branşı aynı anda yönetmiyor. Altyapı ayrı, profesyonel takımlar ayrı hocalarla çalışıyor. Ayrıca her çocuğun kendi malzemesi var. Bir antrenörün 10 çocuğa tek malzeme ile eğitim vermesi doğru değil. Doğru ekipman ve mutlu antrenör olmadan başarı gelmez. Biz de buna “Mutlu Çocuklar Kulübü” diyoruz.
Teknik eğitimin yanında çocuklara hangi değerleri aşılıyorsunuz?
Çocuğa sadece spor değil, bir yaşam felsefesi veriyoruz. Disiplin, pes etmemek, özgüven, birey olabilme bilinci… Örneğin, 12 yaşındaki bir sporcu hiçbir motor gücü olmayan sörfle koydan koya gidebiliyor. Bu, özgüveni artırıyor. Ayrıca çocuklar uluslararası kamplara katılarak farklı kültürlerle tanışıyor, İngilizce ve Fransızca gibi dilleri öğreniyor. Yani sadece sporcu değil, dünya vatandaşı yetiştiriyoruz.
Çocukların duygusal gelişiminde bu disiplinli çalışmanın rolü nedir?

Burada çocuklara “sen sıradan değilsin” duygusunu veriyoruz. Onların evde tablet başında oturan akranlarından farklı olduklarını hissettiriyoruz. Ayrıca yurtdışından gelen sporcularla bir araya gelmeleri sayesinde, hem duygusal zekâları gelişiyor hem de kültürel anlamda zenginleşiyorlar. Türk çocukları yabancı sporculardan sakinliği, yabancı sporcular bizden heyecanı öğreniyor.
Hocam sık sık “mutlu çocuklar kulübü” ifadesini kullanıyorsunuz. Sporcu mutluluğu ile başarı arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?
Mutlu personelin olmadığı yerde mutlu kulüp olmaz; mutlu kulüp olmayınca mutlu sporcu da olmaz. Mutlu sporcu olmayınca da başarı gelmez. Bizim için öncelik, çocuğun keyif alarak sporu sürdürmesi. Eğer sporcu mutluysa disiplinli çalışmayı da sürdürüyor, vazgeçmiyor ve başarı geliyor. Bu yüzden her çocuğa özel ilgi gösteriyor, onun birey olarak değerli olduğunu hissettiriyoruz. Sonuçta şampiyonluk, mutlu bir sporcunun doğal bir yansıması oluyor.
Kulübünüzün mottolarından biri şampiyon yetiştirmek ama sadece skor değil, bir yaşam felsefesi de veriyorsunuz. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Spor sadece skor değildir. Skorun içinde performans, organizasyon, rekor vardır ama en önemlisi yaşam felsefesidir. Biz çocuğa bu yolu yürürken keyif almayı öğretiyoruz. Milli takıma girmek önemli, ama esas mesele o yolculuğun bir parçası olabilmek. O serüvenin tadını çıkarabilmek.
Gelecek planlarınız arasında neler var? Olimpiyat hedefi de var mı?
Elbette. Bugüne kadar milli takıma birçok sporcu kazandırdık, dünya ve Avrupa dereceleri elde ettik. Ama asıl hedefimiz olimpiyatlarda ülkemizi temsil edecek sporcular yetiştirmek. Bunun için altyapımızı sürekli güçlendiriyoruz, uluslararası iş birlikleri kuruyoruz. Doğru malzeme, doğru antrenör ve aile desteğiyle bu hedefin çok uzak olmadığını görüyorum.








