Valmenti’nin kurucusu Ece Melike Tanca, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında girişimcilik yolculuğunu, aile mirasını modern vizyonla nasıl dönüştürdüğünü ve kadın cesaretinin markaya nasıl yön verdiğini anlattı. Tanca, “Biz ürün değil, duyguları tasarlıyoruz ve bu duygu cesaretle büyüyor” dedi.
Deri ustalığının köklü geçmişini çağdaş bir moda anlayışıyla buluşturan Valmenti, kısa sürede güçlü bir marka kimliği oluşturdu. Üçüncü kuşak temsilci olarak aile mirasını modern bir çizgide yeniden tanımlayan Ece Melike Tanca, markayı yalnızca bir moda girişimi değil, aynı zamanda bir duygu ve özgüven alanı olarak konumlandırıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Tanca ile kadın girişimciliğini, cesareti ve “duyguların tasarımcısı” olma halini konuştuk.
Valmenti fikri nasıl doğdu? Bu yolculuğun başlangıç noktası neydi?
Her büyük hikâye bir eksikliği fark etmekle başlıyor. Sektörde zarafet ile erişilebilir kaliteyi aynı potada eriten güçlü bir kadın markası ihtiyacı olduğunu düşündüm. Ailemin yıllara dayanan ustalığını, kendi vizyonumla birleştirerek yeni bir sayfa açmak istedim. Valmenti, mirasa duyduğum saygı ile kendi cesaretimin kesiştiği noktada doğdu. Geleneğin ustalığı ile yeniliğin vizyonunun buluştuğu yerde, sıradanın ötesine geçen bir marka inşa etmeyi hedefledim.
Aile geleneğinden gelen bir ismi yeniden konumlandırmak sizin için ne ifade etti?
Bu bir sorumluluktu. Geçmişi taşımak kolay değil, onu dönüştürmek ise daha büyük bir cesaret gerektiriyor. Ustalığı korurken çağın beklentilerine cevap verebilmek gerekiyordu. Ben mirası tekrar etmek yerine onu geleceğe taşımayı seçtim. Valmenti bu dönüşümün somut karşılığı oldu.
Kadın girişimci olmak sizin için nasıl bir deneyim?
Kadın girişimci olmak çoğu zaman iki kat çaba demek. Kendinizi sürekli kanıtlamanız bekleniyor. Ama kadın olmanın getirdiği sezgi, empati ve detaylara verdiğimiz önem iş dünyasında büyük bir avantaj sağlıyor. Cesaretle yürüdüğünüzde o yol açılıyor.
“Duyguların tasarımcısı” ifadesi sizin için ne anlam taşıyor?
Biz yalnızca deri ayakkabı, çanta, kıyafet üretmiyoruz. Bir kadının kendini daha güçlü, daha özgüvenli hissetmesini tasarlıyoruz. Bir ürüne dokunduğunuzda size bir his veriyorsa, o tasarım amacına ulaşmış demektir. Valmenti’de her parça bir duygu taşıyor.
Valmenti’nin ruhunu üç kelimeyle tanımlasanız ne olurdu?
Zarafet, cesaret ve ustalık. Estetik bizim için bir sonuç. Asıl olan duruş. Bir kadın Valmenti giydiğinde yalnızca şık görünmemeli; kendini güçlü hissetmeli.
Hızlı koleksiyon yenileme stratejiniz dikkat çekiyor. Bu tempo nereden geliyor?
Hayatın ritmi hızlandı. İlham anlık ama etkisi güçlü. Biz bu tempoya uyum sağlıyoruz ancak kaliteden ödün vermiyoruz. Her koleksiyon yeniden anlatılan bir hikâye gibi. Trendleri izliyoruz ama kimliğimizi koruyoruz.
Sürdürülebilirlik ve dijital yatırımlar konusundaki vizyonunuz nedir?
Moda artık sadece estetik değil, sorumluluk demek. Çevre dostu malzemeler ve bilinçli üretim süreçleri bizim için önemli. Aynı zamanda dijital showroom ve çevrim içi deneyimler ile daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyoruz. Küresel marka olma yolunda bu adımlar belirleyici.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara ne söylemek istersiniz?
Cesaretinizi ertelemeyin. Hayaller için doğru zamanı beklemek çoğu zaman bir erteleme biçimi oluyor. Benim için girişimcilik, korkuya rağmen adım atmaktı. Kadınlar üretmeye, dönüştürmeye ve ilham vermeye devam etmeli.









