Nihan Yarkent İnce
Çalıştığı şirket iflas etti. Ama o işini bırakmadı. Hiç sermayesi yokken kendi işini kurdu. Yeri geldi Bornova’dan Alsancak’a yürüdü, yeri geldi arabasını sattı. Cesaretini kaybetmedi; her krizde daha da güçlenerek ayağa kalktı. Bugün entegre güvenlik ve bilişim sistemleri alanında İzmir’in kritik projelerinde yer alan bir yapının temelini attı. Kaly Bilişim Bilgi Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Oya Kalyoncu, sıfır sermayeyle başlayan yolculuğunu ve büyüyen İzmir’de akıllı güvenliğin neden hayati hale geldiğini anlattı.

22 yaşında, hiç sermayesiz bir girişimle yola çıktınız. Bu hikâye nasıl başladı?
Üniversite yıllarımda hem okuyup hem çalışıyordum. Çalıştığım firma telefon santrali alanında faaliyet gösteriyordu. Ön muhasebedeydim ama teknik servise kadar her sürecin içindeydim. Firma iflas ettiğinde herkes geri çekildi. Ben geri çekilmedim. 22 yaşında, cebimde sermaye olmadan bir şahıs firması kurdum. Arabam yoktu, teknik ekip otobüsle işe gidiyordu, ben ise para yetiştiremediğim günlerde Bornova’dan Alsancak’a yürüyordum. Ama müşterilerime tek tek gittim. Güven inşa ettim. O güven bugün hâlâ ayakta.
O küçük başlangıç, bugün Kaly Bilişim Bilgi Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri’ne nasıl dönüştü?
2008 yılında şirketimizi yeniden yapılandırarak kurumsal bir yapıya geçtik. O günden sonra yalnızca telefon santrali değil, zayıf akım sistemlerinin tüm bileşenlerini entegre eden bir yapı kurduk. Yangın algılama, acil anons, kartlı geçiş, CCTV, data altyapısı… Hepsini anahtar teslim projeler halinde sunmaya başladık. Her yıl yeni bir kategori ekleyerek büyüdük. Bugün projelerimiz tek bir cihazdan ibaret değil; bir sistem odasında birleşen, yazılım ile yönetilen bütünleşik güvenlik altyapıları kuruyoruz.
Kadın girişimci olarak sektördeki yeriniz nasıl şekillendi?

Sektöre başladığım dönemde Türkiye’de telefon santrali işini teknik ekip yöneterek yapan tek kadındım. Sahada ürün satan, teknik servis yöneten bir kadın yoktu. Bugün entegre zayıf akım sistemlerinde şirket ortağı veya yönetim kurulu başkanı olarak üç kişiyi geçmeyiz. Bu erkek egemen bir alan. Ama ben hiçbir zaman “kadın olarak” iş yapmadım; uzman olarak iş yaptım. Güven sektöründe cinsiyet değil, bilgi ve disiplin konuşur.
İzmir hızla büyüyen bir kent. Bu büyüme sizin sektörünüzü nasıl etkiliyor?
Artık mesele sadece kapıya bir alarm takmak değil. İnsan yoğunluğu arttıkça risk de artıyor. Acil durum senaryoları daha karmaşık hale geliyor. İtfaiye bildirimleri, yangın algılama sistemleri, acil anons sistemleri, kontrollü geçiş alanları… Biz aslında bir binanın sinir sistemini kuruyoruz. İzmir büyürken, biz o büyümenin güvenlik altyapısını tasarlıyoruz.
Sinir sistemi ifadesi ne anlama geliyor?
Bir binada yangın çıktığında sistem önce alarm üretir, sonra itfaiyeye bildirim gider, asansörler güvenli kata yönlendirilir, kapılar kontrollü açılır. Bu zincirin her halkası bizim kurduğumuz sistemle çalışır. Kartlı geçiş sistemleri sayesinde kim hangi kata çıkabilir, kim hangi odaya girebilir belirlenir. Güvenlik artık personelin inisiyatifine bırakılamaz. Yazılımla yönetilmelidir. O nedenle biz yalnızca cihaz satmıyoruz; risk yönetimi kuruyoruz.
İzmir’de bu sistemler bugün ne noktada?
Akıllı güvenlik sistemleri artık bir gelecek vizyonu değil, bugünün gerçeği. Kurduğumuz projelerde yangın algılama sistemi alarm verdiğinde senaryo otomatik çalışıyor; asansörler güvenli kata iniyor, acil anons devreye giriyor, ilgili birimlere eş zamanlı bildirim gidiyor. Kartlı geçiş sistemleri yazılım üzerinden yönetiliyor; kim hangi kapıya hangi saat aralığında erişebilir belirleniyor. Kamera sistemleri yalnızca kayıt almıyor, analiz yapabiliyor. Tüm bu yapı bir sistem odasında birleşiyor ve network üzerinden kontrol ediliyor. İzmir’de yeni yapılan birçok projede bu entegre sistemler artık standart haline geldi. Biz de bu altyapının tasarım ve uygulama tarafında yer alıyoruz.
Bu sektörde güven neden bu kadar merkezi bir kavram?
Çünkü biz insanların can güvenliğiyle çalışıyoruz. Bir bankanın özel odasında, bir hastanenin ameliyathanesinde, bir plazanın veri merkezinde kurduğunuz sistem hata kaldırmaz. Güvenlik görevlisinin inisiyatifi değil; yazılımın disiplini esastır. Kartlı geçişte kimin hangi kapıyı açabileceği bellidir. Yangın algılamada kullanılan ürünlerin sertifikaları bellidir. Güven, teknik yeterlilikle inşa edilir. Bizim işimiz cihaz satmak değil; risk yönetmek.
Bugün geldiğiniz noktada Kaly Bilişim’in vizyonu nedir?
İzmir büyümeye devam ediyor. Akıllı şehir uygulamaları, entegre bina otomasyon sistemleri, uzaktan izleme ve veri analizi her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Biz her projede yazılım tabanlı, güncellenebilir ve ölçeklenebilir sistemler kuruyoruz. Hedefimiz yalnızca İzmir’de değil, Ege Bölgesi’nde referans gösterilen bir entegre güvenlik ve bilişim markası olmak. Çünkü güvenlik artık lüks değil; temel bir ihtiyaç.
Geride dönüp baktığınızda, 22 yaşındaki Oya’ya ne söylersiniz?
Yürümeye devam et. Çünkü o yürüyüşler bir gün bir kentin güvenliğini kuracak.
Sıfır sermaye ile başlayan bir kadın girişimci olarak bugün genç kadınlara ne söylersiniz?
Cesaret, sermayeden önce gelir. Ben işe başladığımda param yoktu ama bilgiye açlığım vardı. Sahada öğrendim, teknik ekibi dinledim, muhasebeyi takip ettim, müşterinin ihtiyacını anladım. En önemlisi pes etmedim. Bu sektör erkek egemen olabilir ama güven ve disiplin cinsiyet tanımaz. Eğer yaptığınız işe hâkimseniz, sahadaysanız ve sorumluluk alıyorsanız, kapılar açılıyor. Yeter ki yürümekten vazgeçmeyin.








