Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ın dikkat çeken modern bistrosu FARO7’nin mutfağını, tasarımını ve deneyim dünyasını Executive Chef Necdet Çolakoğlu, Grand Hyatt İzmir İstinyePark Pazarlama Müdürü Ezgi Nur Başbuğa ve Şef Ahmet Çelik anlattı.
FARO7 kısa sürede İzmir’de dikkat çekti ve ilgi odağı oldu. Bize bu özel bistrodan ve isminden kısaca bahseder misiniz?
Ezgi Nur Başbuğa:
Aslında FARO7 bizim için sadece bir bistro değil; İstinyePark ve Grand Hyatt’ın o lüks dünyasını “fine-casual” bir rahatlıkla buluşturan özel bir deneyim noktası. İsmini Latince “deniz feneri” anlamına gelen “Faro”dan alıyor. Tıpkı bir deniz feneri gibi hem İzmirli hem de uzaklardan gelen lezzet tutkunları için bir buluşma noktasıyız. “7” rakamının da bizim için özel bir anlamı var. Haftanın 7 günü yaşayan dinamik yapımızı simgeliyor, aynı zamanda açık adresimizle de bağlantılı. Aslında ismi, hikâyemizle konumumuzun birleşiminden doğdu.
FARO7’nin mutfağı konuklarına nasıl bir deneyim sunuyor?

Executive Chef Necdet Çolakoğlu:
Biz FARO7 mutfağını anlatırken kendimizi belli bir bölgeye ya da mutfak kültürüne sıkıştırmıyoruz. Bizim için asıl mesele, misafirde bıraktığımız duygu. Her tabakta küçük bir şaşkınlık, küçük bir keşif yaratmayı seviyoruz. Örneğin tatlı gibi gördüğünüz bir tabakta ilk lokmada bambaşka bir karakterle karşılaşabiliyorsunuz. Cheese Brulee bunun en güzel örneklerinden biri. Ya da klasik olduğunu düşündüğünüz bir Beef Salad, içindeki farklı dokular ve malzemelerle bambaşka bir deneyime dönüşebiliyor. Kısacası FARO7’de her tabak bizim için bir hikâye. Her lokmada yeni bir detay keşfetmenizi istiyoruz.
Mutfak yaklaşımını nasıl yorumluyorsunuz?
Şef Ahmet Çelik:
Burada en önemli konu denge. Bir tarafta çok sofistike bir dünya var ama diğer tarafta samimiyetini kaybetmeyen bir yaklaşım görüyoruz. Misafir tabağa baktığında “ulaşılmaz” bir yemek değil, merak uyandıran bir deneyim görüyor. Biz mutfakta malzemeye saygıyı çok önemsiyoruz ama aynı zamanda cesur dokunuşlardan da kaçmıyoruz. FARO7’nin mutfağındaki karakter biraz da buradan geliyor. İnsanlar burada sadece yemek yemiyor; tatları konuşuyor, paylaşıyor, keşfediyor.
FARO7’yi benzerlerinden ayıran en önemli detay sizce ne?

Ezgi Nur Başbuğa:
Bence FARO7’yi farklı kılan en önemli şey, karakterinin çok net olması. İç mimariden müziğe, servis anlayışından oturma düzenine kadar her detay aynı hikâyeye hizmet ediyor.Heykelsi formlar, karakteristik bar alanı ve katmanlı oturma düzeniyle şehirde modern bistro kültürünü güçlü biçimde yansıtan bir atmosfer oluşturduk. Gastronomiyle tasarımın bu kadar iç içe geçtiği bir yapı kurduk.
Mekânın yaşayan bir yapısı olduğunu da görüyoruz. Etkinlik tarafında neler olacak?
Ezgi Nur Başbuğa:
FARO7’yi yaşayan bir durak olarak kurguladık. Burada enerji hiç düşmüyor. Her Çarşamba “Social Club” gecelerimiz var ve şehir gerçekten burada buluşuyor diyebiliriz.
Cuma ve Cumartesi akşamları müzik performanslarıyla atmosfer biraz daha hareketleniyor. Çok yakında her ayın 7’sini özel bir ritüele dönüştürüyoruz. O günlerin enerjisi çok farklı olacak. Bunun yanında belirli akşamlarda jazz geceleri de başlayacak. Yani FARO7’ye her gelişinizde farklı bir atmosferle karşılaşacaksınız.
FARO7’nin içecek tarafı da oldukça dikkat çekiyor. Bu seçkiyi biraz anlatır mısınız?
Executive Chef Necdet Çolakoğlu:
Aslında FARO7’de gastronomiyi yalnızca mutfakla sınırlamıyoruz. İçecek tarafında da oldukça güçlü ve özenle oluşturulmuş bir seçki sunuyoruz. Farklı damak tatlarına hitap eden geniş bir menümüz var. Bar ekibimizin üzerinde titizlikle çalıştığı, FARO7’ye özel reçetelerimiz bulunuyor. Sunumundan kullanılan malzemelere kadar her detayda özgün bir deneyim yaratmayı hedefliyoruz. Bizim için burada servis edilen her içecek, mutfaktaki deneyimi tamamlayan önemli bir parçaya dönüşüyor. Misafirlerimizin yalnızca yemek değil, bütünsel bir atmosfer deneyimi yaşamalarını istiyoruz.
Son olarak FARO7 deneyimini henüz yaşamamış olanlara ne söylemek istersiniz?
Şef Ahmet Çelik:
FARO7’de her detayın bir hikâyesi var. Buraya gelen misafirlerin yalnızca yemek yiyip ayrılmasını değil, mekânın ruhunu hissetmesini istiyoruz.
Executive Chef Necdet Çolakoğlu:
Misafirlerimizin burada kendilerini rahat, keyifli ve özel hissetmelerini önemsiyoruz. Menüdeki her tabak da bu deneyimin bir parçası olarak tasarlanıyor.Ezgi Nur Başbuğa:İzmir’in enerjisiyle bütünleşen, günün her saatinde farklı bir ruh taşıyan bir deneyim yaratmaya çalışıyoruz. FARO7’de herkesin kendine ait bir deneyim bulmasını istiyoruz.








